
JANSET SORDU; MOR VE ÖTESİ CEVAPLADI…
“Her röportaj yapanın bir girizgahı oluyor, bu firsattan yararlanarak önce ben ‘Mor ve Ötesi’ için duygularımı özetlemek istiyorum. Lordum Kerem Kabadayı, Küçük Prensim Burak Güven, en bi Rock Starım Kerem Özyeğen vee Elfzadem Harun Tekin; sözcükleri incitmeden, duyguları köreltmeden, notaların içine sarma yaparak ve hayata bakan gözlerini gerçeklerden kaçırmadan bu kadar melodik anlatabildiğiniz için... Gerçekten anlatabildiğiniz için, ne derlerse desinler, demekten vazgeçmediğiniz için teşekkür ediyorum. Masumiyetiniz ziyan olmaz inşallah :) Dostlara soru sormak cevaplamaktan hem daha heyecanlı hem daha zor, sürç-i lisan edersem affola.” - JANSET
Bu güzel ve sıcak girizgahtan sonra başlasın sorgular, sualler, cevaplar ve keyifler!! :)

JANSET, BURAK GÜVEN’e soruyor…
Turne sırasında yapmaktan en hoşlandığın şey nedir?
Gittiğimiz yer neresi ise, eğer önceden orayı tanımıyorsam, rastgele sokaklara dalarak, etrafı keşfetmek, görülmesi gereken tarihi bir yer varsa görmeye çalışmak, yüzülebilir bir deniz varsa yüzmek, yerel lezzetlerin tadına bakmak, yerel t.v kanallarına göz atmak ve tabii ki rock&roll…
Yeni albüm ortaya çıkarken en heyecanlandığın aşama hangisi?
Bas kayıtları sonrası, seçmeleri yaparken davul ve bas gitarın dans ettirdiği yerleri seçip diğerlerini salladığım ve şarkı hazırlama sürecinde işlerin iyi gittiğini düşündüğüm bir çok an…
En sevdiğin masal kahramanı?
Maalesef masallara inanmaya çok geç başladım, hatırlayıp sevdiklerim Ağustos Böceği (‘karınca’ değil) ve Çizmeli Kedi.
JANSET, KEREM ÖZYEĞEN’e soruyor…
Sahneye çıkmadan önce bir “uğur”un var mı?
Sahneye çıkmadan önce grupça yaptığımız bir ekip sarılması vardır. Bunca yıl, yüzlerce konseri büyük bir sorun yaşamadan atlattıysak bunun uğuruna inanmam gerek. Ayrıca biraz enerji içeceği de 2 saatlik maraton için uğurlu gelebiliyor :)
En sevdiğin film müziği hangisi? Hani, “ulen keşke ben çalsaydım” dedirten…
"Tenacious D - The Pick of Destiny" tabii ki. Stüdyoda Jack Black ve Dave Grohl ile ne öttürürdük ama...
“Tesadüf”lere inanır mısın?
Tesadüfler ve sürprizler hayatın tadı tuzudur bence. Seninle ve Tarkan’la (Gözübüyük) yollarımızın kesişmesi ise herhalde olabilecek en güzel tesadüflerden biri oldu.
JANSET, HARUN TEKİN’e soruyor…
Futbolda da müzikteki kadar başarılı olduğunu duyduk :) Futbolun müziğine katkısı var mı? Futbol oynarken aklına söz ya da melodi geliyor mu? Müziğin oynadığın futbola katkısı var mı? :)))
Doğrusu futbol oynarken aklıma söz ya da melodi gelmiyor, ama çok enteresan anlar oluyor bazen. Müziğe dokunur mu bu bilmem ama, kendimi nasıl hissettiğimle o gün nasıl oynadığım arasında bir ilişki olduğunu görüyorum mesela, hafifsem hafif ağırsam ağır hızlıysam hızlı oynamak gibi... Etraftaki pas seçeneklerini görebilmek, görüp değerlendirememek, tamamen şahsi davranıp yanlış tercihler yapmak, bunların hepsinin hayatta da karşılığı var gerçekten. Müziğin futbola en büyük katkısı ise sanırım bir futbolcu için geç sayılabilecek bir yaşta gerçek saha ve kurallarla futbol oynadığımız AYAZMA isimli futbol takımına dahil olabilmem oldu, müzisyen olmasaydım bunu yaşayamazdım.
En “doğru” anlatmak isteyip, en “yanlış” anlaşıldığın konu?
Tam olarak bu sorunun cevabı mı bilmiyorum ama, genel olarak “tutarlılık”, “samimiyet” gibi kavramlar üzerinden giden yargılayıcı tavırlara rastlayınca, geçmişte de bu tavırları bizzat ortaya koymuş olduğumu hatırlayınca hüzünlendiğim oluyor. Bizi, bizleri, Türkiye'de yaşayan, eni konu okuyup yazan, etrafına bakan merak eden herkesi kimler nasıl “talim ve terbiye” etmiş, ona üzülüyor insan. Okuldan ibaret değil, güvensizlik, korku, ötekinden çekinme ve benzeri durumlar sürekli yeniden üretiyor kendini. Kurtulmaya çalışmak lazım, her aklına gelenden o kadar emin olmamak, tartışmaya-konuşmaya ikna edilebilir kafada oturmak lazım, tribünlere oynayacağım diye hakikate ihanet etmemek lazım, lazım lazım diye abartmamak da lazım :)
En “doğru” anlatmak isteyip, en “yanlış” anlaşıldığın konu?
Tam olarak bu sorunun cevabı mı bilmiyorum ama, genel olarak “tutarlılık”, “samimiyet” gibi kavramlar üzerinden giden yargılayıcı tavırlara rastlayınca, geçmişte de bu tavırları bizzat ortaya koymuş olduğumu hatırlayınca hüzünlendiğim oluyor. Bizi, bizleri, Türkiye'de yaşayan, eni konu okuyup yazan, etrafına bakan merak eden herkesi kimler nasıl “talim ve terbiye” etmiş, ona üzülüyor insan. Okuldan ibaret değil, güvensizlik, korku, ötekinden çekinme ve benzeri durumlar sürekli yeniden üretiyor kendini. Kurtulmaya çalışmak lazım, her aklına gelenden o kadar emin olmamak, tartışmaya-konuşmaya ikna edilebilir kafada oturmak lazım, tribünlere oynayacağım diye hakikate ihanet etmemek lazım, lazım lazım diye abartmamak da lazım :)
Dünyanın her yerinde, yayınlanan albümler, çeşitli dergilerde, gazetelerde ve internet ortamında yorumlanıyor. Türkiye'deki yazarların ve dinleyicilerin genel olarak müziğe bakış açılarını sen nasıl değerlendiriyorsun?
Müzik üzerine yazmak kolay değil, o yüzden yazarlar üzerine konuşurken zor bir işle cebelleştiklerini teslim ederek başlamalı. Hayatını bu iş üzerinden kuranlar arasında elbette hakkını verenler de var, fakat genele bakınca, içinde nefes alınan atmosferi, içinde yüzdüğümüz havuzu dikkate almamak da yaygın bir pratik. Örnek vermek gerekirse, bu son albümü kendi firmamız olan Rakun Müzik’ten yayınlamamızın anlamı üzerine biraz daha fazla yorum duyabilmiş olmayı isterdim, tam da o içinde bulunduğumuz havuz ve orada neredeyse hiç soluk alamayan yavru balıklar açısından mutlu olurdum. Dinleyicileri ise oldukça şanslı buluyorum, dünyada olup bitenlerle ülkelerinde olup biteni karşılaştırabilecekleri yollara ve ortamlara her zamankinden çok sahipler, özel olarak bizim dinleyicilerimizi ise, şarkılarla kurdukları ilişkiler açısından benzersiz buluyorum. Anlam katıyorlar, aşk katıyorlar, asla yalnız yürümüyoruz.
Ne olacak peki memleketin hali? :)))
Memleketin hali sadece memleketin kendi halinden ibaret değil, buradaki politik aktörlerin tercihlerinin ötesinde durumlar da söz konusu. Bunu olumsuz bir şey olarak görmek şart değil, eninde sonunda dünyanın hali ile etkileşimli bir durumdayız. Buradaki insanların, yapıların etkisi yok demek değil bu, ama o etki de sağlıklı, rahatlatıcı bir etki olamıyor çoğu zaman. Önemli sorular üzerine tartıştığımızı, fakat bunu çok hoyratça yaptığımız için sonuç alamadığımızı düşünüyorum. Korkuların fazla belirleyici olduğunu ve korkulan şeylerin vuku bulmasına hizmet ettiklerini görüyor ve inadına korkmuyorum.
JANSET, TÜM GRUBA soruyor…
Grup elemanı olmak nasıl bir duygu?
(Harun:) Bu dünyadaki en saklı, en ruhani ve en kırılgan deneyimlerden biri bence. Herkes çocuk, herkes karı-koca, herkes ego, ama herkes bir, herkes davulcu, basçı, gitarist ve şarkıcı, ama hepsinden de sadece bir tane var. Aşk var, öfke var, direnç var, akış var, ne ararsan var. Ne mutlu mor ve öteliyim diyene...
Ben ne zaman bir klibinizde oynayacam? :)))
2003 yılında tanıştığımız andan itibaren en yakınımızdaydın, dolayısıyla bu sorunun cevabını buradan vermek zor olacak, ama doğru projeyi bekliyor olmalıyız herhalde karşılıklı olarak:) Yoksa nedir, hayatımıza bu kadar güzel bakan, bize hep değer veren, her zaman mahallenin doğal sakinleri gibi ve evde hissettiren senin ve Tarkan'ın sesi, sözü, görüntüsü hep başımız üstüne:)
Dünyalar güzeli bir oyuncu sordu… Türkiye’nin (bizce) en karakterli müzik grubu cevapladı… UNIQ olarak bundan daha büyük bir keyif yaşayabilir miydik acaba? Sanmıyoruz… hepinize çok çok teşekkür ederiz.
Daha fazlasını mı istiyorsunuz? Adres belli :www.uniqdergi.com
